Özgür Çevik

2467 views Yorum yap
alt

altAkademi Türkiye Yarışması ile ünlenen, Yabancı Damat ile daha da sevilen Özgür Çevik’in, “Düşünce” adlı bu albümü yaz boyunca elinden düşüremeyeceksin! Onunla yaptığımız keyifli röportajı Heygirl’ün 62. ve 63. sayfalarında bulabilirsin! Geri kalan bölümü ise burada!

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

* Düet yapmak istediğin birileri var mı?

Önce kendi tarzımı oturtmam gerekiyor ve şu anda kendimi bulmaya çalışıyorum. Bir albümde olacak bir şey değil bu. Üçüncü  albümümde belki böyle bir çalışmam olabilir. Şu anda biriyle düet yapsam, o kişi kendi müzikal kariyerini oluşturmuş biri olacaktır. O kişi doğal olarak albümü ve tarzın şekillenmesini etkileyecektir. Halbuki şu an benim ihtiyacım olan şey; kendi başımın çaresine bakmak. Onu, ben olduktan sonra yapabilirim.

* Bir anne figürü var “Düşüşüm” klibinde…

O aslında toplumu temsil eden bir karakter. Çünkü kendi hayatımda öyle baskıcı bir anne örneği yok bende. Onun özdeşleştirilme tehlikesi var, ama ailem öyle bir aile değil. Annemden daha çok bana anne gibi davranan daha dominant insanlar çıktı karşıma. Onları da dinlemek zorunda kaldım, ama sonunda kendini gösterme cesaretine sahip oluyorsun. “Ben buyum” yapacak bir şey yok. “Ben zaten bu yolda gidecektim, ama üzerimde bu baskıyı yaratırsanız ben bu yoldan da saparım” dedim onlara.

* Baskı çok antipatik değil mi, insana tam tersini yapma isteği veriyor:) 

Herkes kendi antitezini üretir ya, baskı da kendi savunma mekanizmasını yaratıyor. Adaptasyonu doğru yapmak gerekiyor.

* Seni en çok üzen vedanı anlatır mısın bize? Biraz kazık bir soru oldu ama…

Ben genel hatlarıyla anlatacağım için sorun yok:) İlk ve son olan daha akılda kalır. Ortalar biraz kaybolur. Bir görüşmeye gittiğin zaman ilk izlenim, çok önemlidir. Ortaya gittikçe etki flulaşır. O yüzden ilk vedamı hatırlıyorum, çok kötüydü. Zaten hayatımda pek çok veda oldu, çünkü birçok şehir değiştirdim. Ankara’da doğdum. Erzurum, Amasya, Lüleburgaz, Bingöl, İzmit gibi pek çok şehirde yaşadım. O vedaları saymazsak eğer, ilk veda, lise sondaydı. Çok etkilemişti beni. Bir hayal kırıklığı ve özgüven problemi yaratıyor vedalar. Hemen bir kabuğa çekilme, cenine dönüşme durumu oluyor. O aralar bende baya uzun oluyor genelde çünkü kendimi toparlayamıyorum. Bir takım ilişkimsiler oluyor ve bir türlü bir ilişkiye dönüşmüyor! 

* Sorun nerede sence?

Tek bir sebebi yok bence, ama en kolay anlatabileceğim şekliyle anlatayım; çok ciddi bir nesil değişimi var şu anda. Geçmişle bugün arasında çok sert bir ayrım var. Romantizm dönemi çok ani bitti, daha gerçekçi bir nesil yetişiyor. Biz de değişmek zorunda kalıyoruz. Arada hissediyorum ben kendimi. Birinci sebep bu sosyal, toplumsal değişim bence. İkincisi çocuklukta yaşadığımız şeyleri arıyoruz, yapılanmaya çalışıyoruz, o zamanki gibi bir ilişki yaşamaya çalışıyoruz. Bunu aritmetik bir yerden formüle etmeye çalıştığımız için de başaramıyoruz. Eskiden her şey kendi doğal sürecinde olan şeylerdi. Savunma mekanizması yoktu, hayatı iyi tanımıyorduk, yaşayacağımız şeyler olduğunu biliyorduk ve hepsini güzel sanıyorduk. Şimdi bir sürü zırhımız, duvarımız var.

* Hislerimizi de artık kolayca açıklayamıyoruz…

Evet, hatta karşı tarafın da açıklamasına izin vermiyorum ben. Çünkü bazen yapış yapış geliyor, söylenen cümleler çok kolay harcanıyormuş gibi geliyor. Bazen çok karşılığını bulmuyormuş gibi geliyor. Zaman zaman da bunu hak etmediğimi düşünüyorum. Karışık bir durum var, benim kafam çok karışık galiba:)

 

Sayfalar: 1 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir