Erkeğin yol haritası

317692 views Yorum yap

Yazar ve teorisyen M. Barış Muslu, erkeğin kalbine giden yolları ve kalıcı aşkın püf noktalarını açıklıyor:)


Yazı İrem Naz Güvel

Bir erkeğin kalbine giden yolun haritası nedir?

Midesinden geçer diye bir klişe yapmayacağım söz. Erkekler kadınları, kadınların erkekleri değerlendirdiğinden çok daha yüzeysel ve basit değerlendiriyorlar aslında. Erkekler kadınları çok basitçe estetiksel yargılıyor. Bunun nedeni aslında çok basit, bir erkek kadında sağlık ve doğurganlık sinyalleri arıyor. Erkeklerin doğada nesillerini devam ettirmeleri için yaptıkları çok büyük bir fedakarlık olmadığı için aslında onlar içgüdüsel olarak sağlıklı ve doğurgan kadınları çekici buluyorlar. İşte bu yüzden görünüş erkeklerin seçimini çok daha fazla etkiliyor. Aslında erkeğe çekici gelen neredeyse tüm sinyaller, kadının sağlıklı çocuklar doğurabilmesinin fiziksel işaretleri. Bu bahsettiğim tamamen içgüdüsel bir süreç. Erkek özellikle görsel bir şekilde bu işaretleri değerlendiriyorlar.

Aşk acısı nasıl iyileşir?

Aşk acısını yaşarken sadece o kişiyi değil, özgüvenimizi, başkalarından daha üstün belki de ya da çok özel biri olduğumuz konusundaki kanıtları kaybediyoruz. Herkes özel biri olduğuna inanır, inanmak ister. Özellikle de referans noktasını başkalarına verince, onların yaptığı seçimlerin bizim özdeğerimizi belirlediğini düşündükçe aslında özdeğerimizi kaybediyoruz. Bazen aşkta kazanmak ya da kaybetmek diğer kişiyle hiç ilgili değil. Aşk acısını ve takıntısını da tetikleyen en önemli duygu onu elde edememek ya da kaybetmekle insanın kendine duyduğu “öfke” duygusu oluyor. Böyle durumlarla ilgili NeuroFormat çalışmalarımızda biz de en çok işte bu öfke üzerinde çalışıp, kişilerin kendine duyduğu öfkeyi formatlıyoruz diyelim. Terk edilince ya da reddedilince aslında baskın duygu gerçekten de öfke. Bu öfkenin de çok enteresan bir yönü var. Bu öfke insanın kendisine karşı. Bir başka deyişle kendimize kızıyor olmak aşk acısını en çok tetikleyen duygu. Bu neyin öfkesi mi?

Bir kere yetersiz ve değersiz hissetmekle ilgili. Yeterince güzel olmamak, tercih edilmemek, eksik olmak, yetersiz olmak… Bu söylediklerim gerçek olmak zorunda değil, ancak karşıyı kaybeden insan içten içe kendini suçluyor, kendini değersiz ve yetersiz hissediyor. Öfkesi sadece bununla ilgili değil, bir yandan yanlış davranmak ve karşıyı kaybetmeyle ilgili de kendini suçluyor olabilir. Tamamen doğru davransa bile. Aslında aşk acısının çok önemli bölümü işte bu öfkenin yarattığı ukde duygusu. Aşk acısından gerçekten kurtulmak isteyenler için aslında benim de kurucusu olduğum sistemde çok hızlı ve etkili bir çalışma yapıyoruz. NeuroFormat sistemiyle aslında kişinin kendine olan bu öfkesini çok ciddi şekilde tetikleyip, sonra belirli göz hareketleri ve vuruşlarla duygusal olarak vücuttan deşarj ettikten sonra kişi gerçekten çok hızlı bir şekilde normal hayatına dönüyor.

NeuroFormat sistemi nedir? Bize ne gibi bir faydası var?

NeuroFormat, kelime anlamı olarak, nörolojiyi formatlama, yeniden biçimlendirme anlamına gelmektedir. Aslında yapmaya çalıştığımız şey beynimizdeki kötü olayların etkisini temizlemek. Çünkü nasıl dostlar kötü günde belli oluyorsa, beynimiz de kötü günlerde değişiyor. Kötü günler sonrasında bir şekilde beynimiz travmatik olaylardan sonra eski haline bir türlü dönemiyor. Biz NeuroFormat ile özellikle de yaşanan çok kötü günlerin etkisini beyinden temizliyoruz. Zaten format kelimesinin kullanılmasının nedeni de bu. NeuroFormat hiç bir şekilde hipnoz içermemekte, uygulama sırasında belirli göz hareketleri, vuruşlar ve telkinler tekrar edilmektedir.

Beyin, bizim konuşma terapileriyle yapmaya çalıştığımızdan çok daha hızlı şekilleniyor. Mesela, bir sürücü geçirdiği bir kaza anında çok kısa bir zaman diliminde araba kullanmaktan, hayat boyu korkmayı öğrenebiliyor. Klasik yöntemler, bu kişiye günlerce sürecek konuşmalarla arabadan korkmamayı sağlamaya çalışıyor. Beynimizin, bu durumda sakin kalmayı öğrenmesi için, bu bilginin beyne hızlı şekilde verilmesi gerekiyor. NeuroFormat yöntemleri, istenilenin bilginin beyne hızlı olarak öğretilmesi üzerine odaklanmıştır.

NeuroFormat tekniğini uygulayan kişi beynin 2 lobunun da aktif olmasını sağlayan özel bir pozisyonda oturuyor. Bu arada, gözleri kapalı bir şekilde, kendi bedeninde bu olayı yeniden yaşadığını hayal ediyor ve bir yandan bu olayı sesli olarak anlatıyor. Kötü olayı yeniden yaşarken, kötü hissettiği anlarda “zamanı durdurarak”, gözlerini sanki kitap okur gibi en üstten başlayarak, sağdan sola sıra sıra yavaşça hareket ettiriyor. Bu göz hareketlerinin amacı, hangi göz pozisyonlarında duyguların çok daha yoğun olduğunu bulmak ve o kötü duygulara erişmek. Kötü duygunun en yoğun olduğu göz pozisyonu yakalandığı an, bu duyguyu genelde baş üzerinde bulunan tek bir noktaya devamlı yapılan vuruşla temizliyoruz. Travmanın o anının beyindeki etkisinin temizlenmesi için, tarama sırasında bulunan tüm göz pozisyonlarının birer birer temizlenmesi gerekiyor. Bu şekilde, bu olayın en kötü anlarını birer birer formatlıyoruz. Bu uygulama sonucunda, eğer olayın tüm anlarının yarattığı etkileri temizlediği zaman, kişinin olayla ilgili fikri anında değişiyor. Bu olayın pek de önemli olmadığını söyleyebiliyor, zaten yeniden anlattığı zaman olayla ilgili hiç bir şekilde kötü hissetmiyor.

Hoşlandığımız kişiyi kendimize nasıl aşık ederiz?

Verebileceğim en önemli püf noktası, karşının kalbine ve beynine girmek için çok önemli bir kural var. Umut ver ve kafasını karıştır! Aşk platonik bile olsa en çok umutla beslenir. İşte bu yüzden karşıda aşk duygusunu başlatabilmek için karşıya bir şekilde beraber olabilmenin fikrini ve umudunu vermek gerekiyor. Bu bir laf ya da dokunuşla bile olabilir. Ancak gerçekten aşka dönüşmesi için, sonrasında biraz kafa karıştırmak gerekiyor. Çünkü karşıdaki kişinin kafasında takıntıyı ve aşkı tetikleyebilmek için anlaşılmaz olmak önemlidir. Tamamen anlaşılır ve öngörülebilir olduğunuz zaman zaten kişinin sizi elde etmesine vesile olursunuz. Bu da aşkı körükleyen bir duygu değildir.

Gençler için aşk taktikleri vermenizi rica ediyoruz 🙂

Aşkın ortaya çıkması için beyinde kişiyi tabii ki belirli oranda çekici bulmak gerekiyor. Ancak aşkın gerçekten tetiklenmesi için onu elde etme umudunun var olmasıyla beraber, ortada gizem, elde edememe, tam olarak çözememe gibi duyguların olması gerekiyor. İşte zaten bu yüzden aşk oyunları işe yarayabiliyor, ya da bitmemesi gereken bir aşk bitebiliyor. Hatta çok yanlış insanlara aşık olabiliyoruz.

Bu anlamıyla aşk dediğiniz duygunun çok da kalıcı olduğunu pek söyleyemeyiz. Kalıcı olmasının tek yolu, o kişiyi asla tam anlamıyla elde edememekle mümkün olabilir. Eğer, aşk takıntılı haliyle onlarca yıl sürüyorsa, rahatlıkla bunu yaşayanların birbirlerini tam anlamıyla çözmediklerini, gizemlerini koruduklarını, hala diğerini tamamen cepte hissetmediklerini söylemekte fayda olabilir. Süre derseniz tam anlamıyla 3-5 senedir diyemeyiz. Gerekli koşullar sağlandığı zaman bitebilir.

BENZER HABERLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir