MyBlog

Yol arkadaşım

Yolculukları severim (İstanbul trafiğinde, Göztepe-Güneşli arasında kimi zaman günde 4 saati bulanlar hariç)!
Gidilen ve gelinen yer kadar yolda geçen zamanı da…

Eğer araba ile yol almaktaysam ve radyo yayınını engelleyen bir yolda değilsem, mutlaka radyo dinlerim.
Kardeşim başta olmak üzere ipod çağının çocukları bu alışkanlığımdan hiç hoşlanmazlar.
Onlara göre sevdiğim şarkılardan bir ‘playlist’ yapma şansım varken, bir başkasının seçtiği şarkıları dinlemek
zorunda kalmak bir işkencedir. Ama ben severim bir sonraki şarkıyı merakla beklemeyi; şarkılardan fal tutmayı; kimisi şahane müziklere,
kimisi ‘babanızı hakkını …. ‘yla ödeyin’ diyen saçma sloganlara sahip radyo reklamlarını dinlemeyi…
Eğer uçaksa seyahat aracım, pencere yanı bir koltuğa yerleşip vedalaşılan şehre bakmaya bayılırım.
Araba yolculuklarında belli lezzet durakları olan bir ailenin ferdi olarak (Susurluk’ta tost-ayran, Ortaklar’da
çöp şiş,  Manisa’da kebap vs..), çok aç değilsem hiç keyif almam uçak yemeklerinden…
Otobüs ile yolculuk etmekteysem, en iyi yol arkadaşım yol için seçilmiş bir kitaptır.
İki Yeşil Su Samuru’nu da, Balık İzleri’nin Sesi’ni de birer otobüs yolculuğunda birer solukta okumuştum. 
Bu kez yine bir Buket Uzuner kitabıydı yol arkadaşım. Üstelik sadece adıyla değil,
içerdiği 7 farklı yol öyküsüyle de tam duruma ve mekana uygundu: ‘YOLDA’
Yolcululuklardan, kısa hikayelereden ve Buket Uzuner’in kaleminden hoşlanan herkese öneririm.

Yorum Yapın