MyBlog

Kurgu içinde kurgu

alt

altSlm günlük! Bu cümleyi kurmayalı ne kadar da uzun zaman olmuş! Oysa bir zamanlar aksatmadan her akşam başımdan geçenleri yazar, gün sonunda kendimle hesaplaşır, yaşadıklarımı anlatır, hayallerimi, aşklarımı, o zamanlar büyük sandığım, şimdilerde gülümseyerek hatırladığım sorunlarımı defterimle paylaşırdım. Sonra bana kalsın ne olduğu, oldu işte bir şeyler; küstüm, kırıldım günlüğüme. O zamanlar yazdıklarım sadece bana kalsın isterdim çünkü. Ne BBG diye bir yarışma görmüştüm, ne facebook’ta hiç tanımadığım insanların fotoğraf albümlerini kurcalamaşıtım.  O zamanlar gizlilik iyi bir şeydi kanımca…. Ama son günlerde ne olduysa oldu işte, tekrar yazmaya karar verdim. Ben diyeyim Andre Gide’in “Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır” cümlesini hatırladım, siz deyin Elif Şafak’ın Aşk romanını okudun, bildiklerini Mevlanaya’ya aktarmak için ölümü bile göze alan Şems’in hikayesinden etkilendin. Bir şeyler oldu ve tekrar yazmaya karar verdim işte… Tek bir farkla; çekmecelere kilitlediğim bir günlüğüm değil, ilgilenen herkese açık bir blog’um var artık! Burada gördüğüm yerleri de yazacağım, okuduğum kitapları da… Bazen kalbimin, bazen de beynimin en gizli koridorlarında dolaşacağım, sevinçlerimi de streslerimi de yaşayacağım herkesin gözü önünde… Dileyen buyursun gelsin, kendince yorumlasın, ister alkışlasın, ister yuhalasın… Ama para peşin, kırmızı meşin bir şartım var: Yazdıklarımın kurgu mu, gerçek mi olduğunu kimselere söylemem. Ee, şu sanal alem bana bu kadarcık kıyak yapsın. Ne de olsa her şey apaçacık ortada sandığımız şu zamanda, aslında her şey tarihin tüm zamanlarında olduğundan daha da gizli!

 

 

 

 

Yorum Yapın