İzmirliler parmak kaldırsın:)

1996 views Yorum yap
alt

altİzmirli olup da İzmir’i sevmeyen var mı acaba? Mutlaka her şehir ve insanları orayı sever ve oralı olmayla övünür… Ama İzmir başkadır, ben yazarken gözlerinin parladığını buradan görür gibiyim:) Hele ÖSS’ye girip başka bir şehri kazanırsan benim gibi geride bıraktığın yer bin kere önemli oluyor. Arkadaşların, liseye gittiğin okul, Kordon’da kaçamak yaptığın okul ekme günleri… Yok sen de benim gibi Karşıyakalıysan iş daha da başkadır:) 35/5 lular İzmir’in başka bir kalesi sanki…

Bizim kadar Karşıyaka’yı seven, sıcağından bıkmayan, nerde olursak olalım oradan asla kopamayan başka bir insan gurubu var mıdır sence? Yaz günlerini düşünemiyorum Karşıyaka’da! Sabah sıcaktan uyuyana aşk olsun zaten! Boyoza olan düşkünlüğümüz de bu uykuyu azaltıyor olabilir mi acaba:) Burada, çok konuşulunca şu boyozu yapan bir fırın bulduk İstanbul’da yaşayan İzmirli arkadaşlar olarak ama emin ol, bizim kırmızı Kaf Sin Kaf renkli el arabalarında satılanlara hiç benzemiyor… Zaten hiçbir açma da 06 Pastanesi’nde yediklerimize…
Bir şehri insanlar mı var eder yoksa coğrafi özellikleri ya da tarihi mi etkiler bunu bu yaşıma kadar çözemedim.  Ama İzmir sanki herkesin ve her şeyin beraber bir uyumda var ettiği bir yer…
Mesela bir Pazar düşünemiyorum ki EGS’de bir kahve içilmesin, ya da Kipa’da çoluk çocuk turlanmasın… Yaz akşamları herkes sahilde Yunuslar’ın oraya dinlenmeye gitmese olmaz. Biz İzmirliler, Karşıyakalılar, çekirdeğe “çiğdem”, domatese “domat”, simide “gevrek” demesek olmaz! Kumru yemediğimiz, Atakent havuzunda cümbür cemaat eğlenmediğimiz bir yaz olmaz! Çeşme’nin altın rengi kumunda güneşlenmediğimiz Foça’nın çivi suyunda kendimize gelmediğimiz bir yaz düşünemiyorum örneğin…
Büyük şehirlerde, herkes kendi başına hareket eder, özgürlük vardır, demokrasi diz boyu… Doğduğum yere karşıdan bakarken, benzer şeyleri yapan ama birbirlerine hep saygı duymuş insanlar görüyorum bir de Bostanlı Çarşamba pazarında annelerini tezgâh aralarında kaybetmiş çocukları…
Şimdi bu satırları İstanbul’da yazarken bir an hayal ediyorum, Bostanlı’yı, oyun oynamak için okul ve dershane arkadaşlarıyla buluşan kızları, çocukları… Çay üstüne çay içilen sohbetleri… Çocukluktan beri arkadaşlıkları hiç bozulmamış, birbirini koruyan gurupları…
Karşıyaka sahilinde turlayan sevgilileri ve dizilenmiş faytonları! Alsancaklılar darılmasın, Göztepeliler küsmesin:) Ama Karşıyaka deyince içimin bir yeri ayrı cız eder! Pasaport’ta bir çay içmenin, Gül sokakta alışveriş yapmanın, Sevinç pastanesinin önünde buluşmanın, Fil Pizza’da bol hamurlu pizza yemenin tadı da bir başka, tamam kabul, İzmir’in her yeri bambaşka:)
Ben şimdi İzmir’den uzağım ama orda olanlar, oralı olanlar tadı çıkarın olur mu:)
Benim tatile çıkmama daha var, ama siz Ada’nın, Foça’nın ve Çeşme’nin tadını çıkarın olur mu?
Benim için de kumru yiyin, deniz kenarında küçük midye için heves edin olur mu?
Akşamüzeri Alaçatı’da keyif yapın, gün batımını seyredin olur mu?
Ya da en iyisi Karşıya çarşıda biraz turlayın, sıkılırsanız Bostanlı’ya ya da EGS’ye gidin olur mu?
Yok yok, burada yoksun olduğum en geniş balkonlarda oturup deli gibi gelen geçeni seyredin olur mu:)
Biz İzmir’i hep sevelim olur mu!
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir