Deniz, güneş hayallerim ve pancara dönen bir ben!

667 views Yorum yap
alt

altGeçen hafta sonu beş kişi doluştuk arabaya, tatile gidemeyenler grubu olarak, İstanbul yakınlarında bir sahil bulup denize gireceğiz, kararlıyız! Zaten bir yandan sıcaklar bastırmış, o da yetmezmiş gibi ünlülerin tatil maceralarını televizyonda izlemek, fotoğraflarını ister istemez orda burda görmek, tatile giden arkadaşlarımızın “Ege sahilleri şöyle güzel, Akdeniz böyle muhteşem” şeklinde sıralanan cümlelerini duymak bir yandan üstümüze üstümüze geliyor! Canımıza tak etti, “eeeh!” dedik ve günübirlik de olsa kendi çapımızda mini bir tatil yapmaya karar verdik. O heyecanla Pazar sabahı 5’te gıkımı çıkarmadan uyandım, hem de gayet enerjik bir şekilde. (Ki hafta içi işe gitmek için 8’de uyanıyorum, bin bir türlü huysuzlukla.) 5.30’da araba ile beni de aldılar ve mükemmel geçeceğinden hiç şüphemiz olmayan (!) gezimize başladık.

Önceleri her şey gerçekten de kusursuzdu. Evden hazırladığımız sandviçlerimizi yerken bir yandan da haykırarak şarkılar söylüyorduk. Bulutsuzluk Özlemi’nin “Güneş Yükseliyordu” şarkısının nakaratını, bozuk plak gibi, belki de 30 kez tekrar ettik. Sözlerini hatırlayamanlar için hemen yazayım:

“Yolda güneş yükseliyordu,
Güneye giderken.
Bir köy var çok uzakta,
Beyazdan minaresi.
Kırmızı  damlı evleriyle
Köyümüzdür varmasak da.”

Yani anlayacağın keyfimize diyecek yoktu. Eğlenceli geçen araba yolculuğumuzdan sonra nihayet plajı olan bir sahile vardık. Şezlongları görünce 10 senedir görmediğim kardeşimi görmüş gibi koşup kucaklamışım 🙂 Fakat maalesef mutluluğum kısa sürdü; görevli çocuk gelip de boş şemsiye ve şezlong olmadığını söyleyene kadar! Güneş tam tepemizde, gölge sayılabilecek bir karış alan bile yok ve biz havluların üzerinde oturan tek gurubuz. Suratlarımız asıldı biraz ama hiç birimiz çaktırmıyoruz. Eh, dedik “haydi o halde denize girelim.” Ama ne mümkün! Deniz yosundan geçilmiyor. Kumlu olmasından dolayı rengi de çamur gibi zaten. Bir iki kulaç darbesinden sonra çıkıp biraz güneşlenmeye karar verdik. Yanımıza güneş kremi almış olmamıza rağmen “gölge” lüksümüz olmadığı için günün sonunda hepimiz pancara dönmüştük. “Amele yanıkları”mızdan bahsetmiyorum bile..

En fenası  da o yorgunluk ve yanıklar içinde 5 saatlik araba yolculuğu yapmak zorunda kalmak oldu. Yanıklarım hala sızlıyor! O günden sonra aklıma öğrencilik zamanlarında geçirdiğim aylar süren tatiller geldi, bir damla göz yaşı ile birlikte! Yeterince tadını  çıkarmadığımı düşünüp hayıflandım. Hatta kafamı  taşlara vurasım geldi desem yeridir: )

Sonra çoğunuzun şu an tatilde olduğunu düşündüm. Ve hatırlatmak istedim; bu zamanlar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor, tadını çıkarın! Denize bol bol girip, saatlerce sahilde vakit geçirin e mi?
Nerelerdesiniz acaba şu an, kimbilir?
Ben mi? Ofiste!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Erkeklerin 25 yanılgısı

Erkekler, hakkımızda her şeyi bildiklerini ve gönderdiğimiz sinyalleri hep doğru anladıklarını düşünürler! Onlara doğru bildikleri yanlışları hatırlatmaya ne dersin?

Devamı   1070