Bir mesajınız var!

1071 views Yorum yap

 Mesaj yazmak, cep telefonlarının ilk çıktığı günlere denk geliyor mu, hiiiiç hatırlamıyorum! Sahi, cebimize giremeyecek kadar ağır ve büyük "cep" telefonları çıktığında mesaj da atabiliyor muyduk? Var mı hatırlayanınız ya da çevrenizde bir bileniniz? Ben kime sorsam, "aradığım sorunun cevabına o an ulaşamadım". Ancak konuşurken sık sık kesildiğini, "aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor" sesiyle bolca muhatap olduğumuz cep telefonunun ilk yıllarını düşünürsek, mesaj atmaya da baya bir sonra başlamışızdır olsa gerek.

Neyse…

Daha o zamanlarda "mesaj yazmayı hiç sevmiyorum" dediğimi hatırlıyorum. Bunun bir "önyargı" olduğunu ise, yeni yeni anlıyorum.

Nasıl mı?

Daha küçücükken, çocuksu kıskançlıklarımı, üzüntülerimi, kızgınlıklarımı, aynı zamanda mutluluklarımı, heyecanlarımı; aile fertlerine, ilkokul öğretmenime yazarak anlatan ben…
Daha büyüdüğümde, aşık olduğum çocuğa "büyük aşkımı" beyaz sayfalarla paylaşan ben…

Daha daha büyüdüğümde, bomboş sayfalarını, arkadaşlarımla birlikte bir ay boyunca okunacak bir dergiye dönüştüren ben…
Nasıl mesaj yazmaktan hoşlanmıyor olabilirim ki? Gözlerini göremediğiniz biriyle dakikalarca, hatta saatlerce sohbet etmek yerine, kısa, ama net ve seçmece kelimelerle derdinizi anlatabilmek, en pratik yol! Biz kızlar severiz pratik yöntemleri; yoksa nasıl yetiştiririz 24 saatte onca şeyi;)

Ben…

Bazıları gibi baştan savmalık olarak görmüyorum, yılbaşı, bayram gibi özel günlerde atılan mesajları; aksine, doğum günümde sıcacık cümlelerle yazılmış bir mesaj, onca boş konuşmanın ortasında daha içten ve nitelikli geliyor artık.
Üstelik, nezakettir de mesaj! Aranmayacak saatte, aranamayacak günde en masum iletişim yöntemi. Uyumuş olabileceğini düşünüp de arayamadığınız ya da ailesiyle, sevgilisiyle olduğunu bildiğiniz, ama mutlaka görüşmeniz gereken arkadaşınızı mesajla dürttüğünüz olmamış mıdır hiç?
Çok eskilerin o ağır, parmak uçlarını telef eden tuşları olan cep telefonlarıyla bir kabus olabilir belki, ama bugünün teknolojik harikalarıyla mesaj yazmak, iletişimin en sade, ama içten hali bana göre. Bu yüzden "hiç sevmiyorum mesaj yazmayı" diyenlere, bu önyargıdan kurtulmak için acil şifalar diliyorum:)

Ve derginin sayfaları arasında şubatınız keyifle dolsun diyorum.

Mesajınız iletildi:)

Geçen&Bu ay
En eğlendiğim: Bahçede diz boyu kar. Üstelik hala yağıyor. Günlerden bir hafta sonu akşamı. Sokaktaki köpekler için pişirdiğimiz yemeği poşetlere servis edip Paris, ben ve sevgilim düşüyoruz yollara. Ne kartopu yorgunu kıpkırmızı parmak uçlarımız, ne donmak üzere olan burnumuz ne de rüzgardan yüzümüze çarpan kar taneleri, hiçbir şey bozamıyor keyfimizi. Umarım bu özel bembeyaz anların tadına varma şansını yakalamışsınızdır sizler de;)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir