AŞK

1812 views Yorum yap
alt

altBüyüklerimizin meşhur bir lafı vardır. ‘Şu tahsilini bir bitir işini gücünü eline al da ondan sonra birini seversin, âşık olursun ya da ilişki yaşarsın’ Nasıl yani? Ben diplomamı aldığım günün ertesi günü arayış içine girmeye başlardım hayat hakikaten böyle olsaydı. Düşünsenize, âşık olmak için sınavların hepsini iyi notla geçiyorsun. Tüm final sınavların bittikten sonra da derin bir nefes alıp hemen âşık olmaya koyuluyorsun. Tabii böyle bir durumda, aşkın zamanı dolmadan hemen hızlı çözümler yaratmak için ‘sevgili arama’ ilanı bile verebilir insan:)

Komik değil mi? Hem de sadece ‘ilan verme’ kısmı değil hikâyenin tamamı komik. Hayatı sabah kalkıp kahvaltı edip okula ya da işe gitmek gibi tek sıra halinde ilerleyen bir yol zannediyoruz. Âşık Veysel’in ‘Uzun ince bir yoldayım’ gibi laflarının haklılık payı elbette çok ama unutulan bir nokta var: “ Biz uzun ince bir yolda değil, uzun ince birden fazla yoldayız. Üstelik de hayatın cilvesi şu ki hayatı yürütebilmek demek bütün yolları aynı anda yürüyebilmek demek. Yani sanıldığı gibi önce büyük adam olmayı bekleyip sonra âşık olamıyor insan.

Bize söylenen şeylerin hepsini maalesef aklımıza kazımışız. Zannediyoruz ki ders çalışılır, kariyer yapılır, para da gelir. Her şey yerli yerine oturur biz de hayırlı bir kısmet buluruz, işte sana hayat! Eğer kafanızdan böyle bir şey geçiyorsa hayat eminim şu an karnını tuta tuta gülüyordur kahkahalarla.

Çünkü aşk zamansızdır. Aşkın ne bir zamanı vardır ne de yeri. Yersiz yurtsuzdur, bu yüzden çat kapıdır. Çünkü bir yerden bir yere gitmez, insanlar onun etki alanına girer. Milyonlarca işinin olduğu, hiçbir şeye zaman ayırmak bile istemediğin bir anda, en karışıkken en güçsüzken ya da en yoğunken kapını çalar aşk, zaten kapıyı açmazsan da kırıp girer.

Sonunda ne olur biliyor musunuz? Yürüyecek bir yol daha çıkar, zaten binlercesi varken. Üstelik de aşk ‘bir dakika postanede bir işim var, hemen geliyorum’ tarzında bahaneleri asla yutmaz. Yakandan tutar seni, hiçbir yere bırakmaz.

Aşka devlet dairesinde yaşatılan sahnelere benzer sahneler yaşatamazsın. Çünkü aşk agresiftir. ‘Bugün git, yarın gel’ dersen kafası atar. Senle mi uğraşacağım der basar gider, şaşar kalırsın. Çünkü aşk kimseye sonsuza kadar ihtiyaç duymaz. O sadece ihtiyaç duyuyor olmaktan hoşlandığı sürece ihtiyaç duyar. Yani onunki aslında bir ihtiyaçtan öte, ihtiyaç duyma isteğidir.

Aşk, kendisinden başka kafa karışıklıklarını sevmez ve cesaretin olmadığı yerde hemen hastalanır, yatak döşek yatıp onarılmayı bekler. Aşk ‘Aşkın gözü kördür’ laflarına ağzıyla güler:) Çünkü aşk yalnızca Orhan Veli misali gözlerini kapar ve içinden geçtiği yaşamları gözleri kapalı dinler. Bir yandan da etki alanına alır. Yani aşkın hem gözleri hem de içgüdüleri kuvvetlidir.

Aşkı çoğu kişi sevmez aslında ama herkes dostu gibi görünür. Tabii aşk karşı tarafı açık açık bozmaz ama kendisini gerçekten sevmeyeni üzer.

İnsan âşıkken özellikle bazı anlar aşka kızıyor halde buluyor kendini. Aşkı küstürmemekte fayda var. Çünkü o çoğu zaman korku, hırs, güvensizlik ve kıskançlıkların kurbanı oldu çoğu zaman.

Birine âşık olmak ya da birini sevebilmek için birine aşık olmayı ya da birini sevmeyi sevmek gerekir önce. Yoksa insan ‘ben nerde yanlış yaptım’ arabesk edebiyatından ömür billâh kurtulamaz:)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir