|
Candan Tezel (Vokal & Bilgisayar)
Ozan Yılmaz (Klavye & Bilgisayar)
Arda Algan (Bas)
Burak Yerebakan (Gitar)
Mehmet Uludağ (Davul)
Biz sizi sadece sahnedeki halinizle biliyoruz. Sahneden indiğinizde gerçek dünyanızda neler oluyor?
Candan: Sınavlar, okul, dersler var:) Öğretmenden azar işitiyoruz, dersten çakıyoruz. Hayatın gerçekleri bunlar bizde. Sahnede bir olay yaratıyoruz belki ama gerçek hayata girdiğin zaman öyle süslü bir hayat yok orada. Okul gibi kavramlarla mücadele ediyorsan, sahneden indiğin anda her şey bitiyor.
Sahnede gördüğün insanın mükemmel bir hayatı var diye düşünürüz hep…
Candan: Öyle zaten:)
Ozan: Ama insanız hepimiz. Herkesin yaşadığı sorunları biz de yaşıyoruz.
Candan: Bugün belki parasal sorunları pek dert etmiyoruz ama geçmişte herkesin yaşadığı o sıkıntıları biz de yaşadık. Ev sahipleriyle, fahiş kiralarla boğuştuk.
Ozan: Şimdi taşındı ama…
Candan: Tamam, taşındım da plazaya taşınmadım ama:)
İnternet sitenizi niye düzeltmiyorsunuz?
Candan: Düzeldi aslında, sadece şu an fotoğrafla ilgili bir sıkıntımız var. Onu da yapınca tam olacak.
“Düştüm”, “Dünya”, “Çünkü” isimli üç şarkınız var. Bu isimleri kullanarak herkes kendine göre bir cümle kursun haydi…
Candan: Çünkü dünyaya düştüm.
Mehmet: Düştüm çünkü dünya böyle.
Ozan: Ayağım takıldı düştüm çünkü dünyalıyım:)
Burak: Düştüm dünyadan çünkü hayat çocuk parkı gibi.
Arda: Kimse bilmez bu dünyadan düştüğümü çünkü önemsiz.
“Tutmadık ikimiz de birbirimizi düşerken” diye bir söz yazmışsın Candan. İlişkilerdeki bencillikten bahsediyorsun galiba…
Candan: Evet, biraz öyle. Aslında yoğun şeyler de yaşanıyor. Büyük şehirlerde insanlar birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Ben de şarkı sözlerimde biraz şehirli insanı anlatıyorum çünkü burada yaşıyoruz. Ben küçük yerde büyüdüm orada komşuluk ilişkileri vardı. İstanbul’a geldiğimden beri hiçbir komşumu tanımam. Herkes yüzeyselliğin ötesine geçemiyor. Samimiyet birçok ilişkide eksik kalıyor.
Siz erkekler çok çapkınsınız, hepsi sizin suçunuz!
Mehmet: Kızlar da öyle!
Candan: Bir belgesel izledim, oradaki istatistiksel veriler öyle göstermiyor ama:)
“Kaybettiğin her şeyim” ne kadar iddialı bir söz Candan:)
Candan: Evet, o da anlayana:) Bir şarkı bizden çıktıktan sonra artık onun hikayesini pek anlatmak istemiyorum çünkü herkesin kendine göre yorumlamasını istiyorum. Bana ait olan anlamını kendime saklıyorum, herkesin kendince bir şeyler bulmasını istiyorum:)
“İnsan olmayı hak etmiyoruz” diyorsun. Neden hak etmiyoruz?
Candan: Orada gerçekten bir olay var. İlişki üzerine yazılmış bir şarkı bu. Öyle hatalar yapabiliyoruz ki bazen, her seferinde bir parça insanlığımızı kaybediyoruz. O cümlenin özellikle o şarkının içinde geçmesi gerekiyordu.
Bu dünyanın iyiliği için neler yapıyorsunuz? Hadi anlatın bakalım…
Arda: Zarar veriyoruz aslında:)
Candan: Sistem öyle bir kuruluyor ki birileri tarafından. O yüzden ben sadece o sistemdeki bir piyonum. Uymamaya çalışsan bile bir şekilde mecbursun. Kendi arabana binmesen bile, otobüse binmek zorundasın. Bu yüzden hepimiz hep bir elden dünyaya zarar veriyoruz. Ata binemiyoruz sonuçta:) Bence insan hala evrimini tamamlayamamış bir hayvan.
Ursula Le Guin’in fantastik dünyalar kurduğu kitapları vardır. Siz de bize kendi hayalinizdeki fantastik dünyayı anlatın...
Candan: Bütün fizik kurallarını yönlendirebildiğim bir dünyada yaşamak isterdim.
Mehmet: Hayvanlarla konuşabileceğim bir dünya isterdim:) Sokaktaki kediyle konuşmak isterdim örneğin. Nasıl insanlar yolda yürürken, “Ya faturayı da ödeyemedik yine” diye düşünüyorlarsa, kedi de köpeklerden dert yanacak mesela:) Çok komik olurdu.
Candan: La Fontaine yaptı onu canım daha önce:)
Ozan: “Mesaj” diye bir film var. Oradaki yolculuğa benzer yolculukların mümkün olduğu bir dünya isterdim. En son ada gibi bir yere gidiyorlar. O yolculuğu yaşamak isterdim.
Burak: İlkel, imkanları az, eski çağlarda yaşamak isterdim. Taş devri gibi değil, orta çağ olabilir.
Nasıl bir sahnede, nasıl bir dekorla konser vermek isterdiniz?
Ozan: Holagramların olduğu bir sahne olurdu.
Candan: Girişte herkes sahneye havada asılı olarak gelmeli.
Ozan: Konserin bir yerinde seyircilerden bazılarını da kaldıracaklar havaya…
Mehmet: Burak, Gökçe’nin klibinde böyle suyun içinde seksi bir şekilde gitar çalıyordu ya, öyle suda konser de olabilir mesela.
Ara: Su altı konseri yapalım bence.
Mehmet: İnip kalkan sahne isterdim.
Candan: Bunların hepsini aynı anda yapmak çok güzel olurdu!
Rock, sahne, aşk... Bu üçü yan yana gelince neler oluyor?
Candan: Gösteri sanatlarıyla uğraşan pek çok insanın bu bileşimle ilgili sorunlar yaşadığına inanıyorum. Olmaması imkansız çünkü şöyle bir gerçek var; dünyanın en çirkin adamı da olsan, sahneye çıktığın zaman, belli bir karizmaya sahip oluyorsun. Yüzüne bile bakmayacak insanlar, sana hayranlık duyuyorlar. Sahne karizman yüzünden birileri sana hayranlık duyuyor, mesajlar atıyor ve sen de bu arada kendi ilişkini sürdürmeye çalışıyorsun. Bir süre sonra aşk diye bir şey kalmıyor zaten.
Mehmet: Kim gerçekten senden hoşlanıyor, kim sahnedeki senden hoşlanıyor anlayamıyorsun.
Candan: Kitlen arttıkça, korkuların daha fazla olmaya başlıyor. 5 sene sonra, “Acaba kafasından neler geçiyor?”diye daha çok düşüneceğiz muhtemelen.
Mehmet: “Beni mi yoksa konumumu mu seviyor” diye düşüneceğiz.
|